📣 🎉 YENİ EĞİTİM! Ürün Yönetimi Temelleri eğitim programımız açılmıştır. Detayları Eğitimler menüsünden görebilirsiniz. 📣 🎉

Üretim Bandı Bülten ekibinden herkese merhaba!

Bu sayıda:

Aklınızda yer eden, araştırmak ve öğrenmek istediğiniz başka başka konuları ya da içerikleri bizimle LinkedIn üzerinden (Burcu ve Eran) paylaşırsanız, bu bülten serisini ihtiyaç duydukça dönüp bakabileceğimiz bir bilgi merkezi haline getirebiliriz.

İyi internetler,
Burcu


Burcu: Şirketin büyüme fazındaki ilk basamaklarında olduğunu düşünelim: Ekipte henüz bir ürün yöneticisinin olmadığı zamanları. Ne zaman ilk ürüncüyü ekibe dahil etmeli?

Ken Norton, “When should you hire your first PM?” isimli yazısında bu konu üzerine düşünmüş. Kurucu ekibe dahil olmayan ilk ürün yöneticisinin asli görevinin kolları sıvayıp ürünün günlük düzeydeki işlerine koşturmak olacağını söylemiş ve yaşayacağı tipik zorlukları özetlemiş: Ürüncü işlevini kurucu ekipteki ürün sorumluluğunu üstlenen kişiden alma, ekip içinde kredibilite kazanma, kurucu ekibe direkt bağlı çalışacağı için bu ekiple olan ilişkilerin dinamiğini yönetebilme.

Yazının devamı ilk ürüncüyü işe alma zamanını anlamayı sağlayacak ipuçlarını içeriyor ve bazı kaynaklara yönlendiriyor. Açıkçası bir startupta çalışmanın en zorlayıcı taraflarının tam da yazıda bahsedilen PM One ya da PM Two kişisi olmakla birebir ilgili olduğunu düşünüyorum. Özellikle bu konuda kariyerini şekillendirmeye çalışan kişiler için aydınlatıcı olabilir bu yazı.

Diyelim bir ürün ekibimiz var artık, yani birden fazla ürüncü olan bir şirkette çalışıyoruz. Bu organizasyonu neye göre şekillendireceğiz?

Eran: Bu konuda birçok farklı yöntem var aslında. Eski Microsoft yöneticisi ve mevcutta a16z venture capital firmasında ortak olarak çalışan Steven Sinofsky, Microsoft deneyimlerini temel alarak şu soruyu çok detaylı bir şekilde incelemiş: “Takımları fonksiyonlara göre mi, ürün gruplarına göre mi yapmak gerekir?” İki modelin de artı ve eksilerini belirtmiş ve vermek istediği mesaj şu: Önce ihtiyacınızı anlayın, sonra modelinizi seçin. Önerim uzun bir yazı olduğu için sakin kafayla, vaktiniz varken, sindire sindire okuyun.

Burcu: Farklı yöntemler var gerçekten. Startup’ın bulunduğu büyüme fazına göre aranacak profillerin farklı olması gerektiğini ve bu farkları vurgulayan bir yazı okudum, First Round Review’dan yine. Yazı oldukça uzun ve detaylı, ama inanılmaz bir rehber olmuş toplamda çünkü her bir büyüme fazının neye benzediği ve o fazda işe alım yaparken düşülebilecek hatalar bir bir okunaklı bir şekilde anlatılmış. Hint: Yazının sonunda fazları özetleyen ve karşılaştıran güzel bir tablo var.

Bir başka yaklaşım da şirket kültürünün ürün ekibine yansıması üzerine, başarı anlayışı şirket için neyse onu ekip yapısına yansıtın diyor. Yazıyı baya özgün buldum, user-centered ve design-centered ekiplere yakın buldum kendimi. Tabii şirketin ürün geliştirme döngüsünde payı olan en önemli ikinci ekip yazılım ekibi olduğu için, orada da ürün odaklı bir ekip kurmak elzem. Bu konu üzerine okuduğum yazının en çok katıldığım yeri, yazılım ekibinin neyi niye yaptığını özümsemesi için ürün ekibiyle beraber kullanıcı görüşmelerine katılmasını önerdiği yer oldu. Cross-functional bir ekip yapısının kurulumunu yapıp etkilerini izledim ve en büyük faydalarından biri de yazılım ekibinin çözmeye çalıştığımız problemlere sıkı sıkı sarılması olmuştu gerçekten.

Ekip kurma ve şekillendirme deneyimlerini internette paylaşan da pek yok bu arada, örnek uygulama diyebileceğimiz.

Eran: En yaygın bilinen örnekleri Spotify ve Buffer diyebilirim.

Buffer aslen sosyal medya yönetimi yazılımları üreten bir firma, daha çok transparan yönetim kültürü ve iç politikalarını açıklığıyla paylaşmalarıyla biliniyor. Ürün takımlarının zaman içerisinde ne şekilde değiştiğini, denedikleri farklı yöntemleri yazmışlar. Sonunda Spotify modeline benzer bir yapıya gelmişler. Tabii Buffer’ın remote çalıştığını belirtmekte de fayda var çünkü Spotify modelinde sıkı iletişimin çok büyük önemi var. Yazıda ilgimi çeken, takım yapılarının içerisinde kişilerin yanında “Act, Decide, Advise” gibi şeyler yazmasıydı. Biraz daha irdeleyince karar verme mekanizmalarında iki ana prensip olduğunu gördüm:

1) Her bir takım, konu, iş için 1 veya 2 karar verici olacak.
2) Karar vericilerin farklı konularda kimlerden destek alacağı belli olacak. Destek alma sıklığı kararın önemine göre değişecek.

Spotify‘ın ürün ve yazılım takımlarının nasıl organize olduğunu anlatan videoyu da mutlaka görmüşsünüzdür. Ben de ilk gördüğümde çok ideal bir yapı olduğunu düşündüm – otonomi sağlayan, ölçeklenebilir, multi fonksiyonel ürün takımları. Bu ürün takımlarını ve bireyleri bağlayan tribe, chapter, squad gibi yapılarla genel yapıyı sıkılaştırmaya çalışmışlar. Çok mantıklı. Kelimesi kelimesine olmasa da genel mantığı ile belli bir büyüklükteki firmalar için faydalı bir yapı.

Fakat orada 1 seneden az çalışmış Jeremiah Lee adlı yazılımcı öyle düşünmüyor. Hatta Spotify’ın videodaki yapısının olumsuz taraflarının bol olduğuna dikkat çekiyor. Bu yapının kağıt üzerinde güzel ama günlük hayatta aslında dertli olduğunu yazmış. Bunu gören Marty Cagan ise (ki anladığım kadarıyla kendisi Spotify’a danışmanlık vermiş) Jeremiah’ya cevap niteliğinde bir yazı yazıyor.

Özetle – Hiçbir yapı mükemmel değildir, her birinin olumlu olumsuz tarafları vardır. Bence Jeremiah Lee de bunu vurgulamaya çalışmış. Spotify videosunu izleyip motamot uygulamaya çalışmayın, çünkü her modelin olduğu gibi bu modelin de sıkıntıları var.

Türkiye’de de ekip yapıları konusuyla alakalı örnek uygulamaları konuştuğumuz bir podcast’imiz var aslında, oradan iyzico ve Paraşüt bölümlerini seçtim bu bülten için. iyzico otonomik ürün takımları ile ürün geliştiren şirketlerden bir tanesi ve Circle adını verdikleri bu yapıları konuştuğumuz bölümümüz şurada. Paraşüt’leyse kuruluşundan 2018’e kadar ürün takımını nasıl organize ettiğini, yaklaşık 12 ayda bir takım yapısını değiştirerek ihtiyaçlara daha rahat çözüm bulabilme eforunu konuştuğumuz bölümümüz burada.


Aranıyor


Bu sayılık bu kadar!

Bizi seveceğini düşündüğünüz birileri varsa, aşağıdaki butonu kullanarak haberdar edebilirsiniz:

Share Üretim Bandı Bülten

First Round Review, paylaştıklarını ince ince okuduğum derin bir bilgi kaynağı. Geçtiğimiz haftalarda yayınladıkları bir makaleyi okurken alıntıladığım şu kısmı gördüm ve Üretim Bandı Bülten’e başladıktan hemen sonra gelen güzel bir tesadüf olduğunu düşündüm: “I’m a huge advocate of doing tons of self work. There’s lots of resources to look at. And yes, the internet is a big swath of information that can feel overwhelming,” says Tanicien. “But push against that by picking one topic and deciding to really tackle it. Make it an active experience by asking yourself along the way: What am I learning? When can I actually apply it? Why is it important to me? Who can I share it with?

Yeni şeyler öğrenmek için çevremizle kurduğumuz iletişim kadar kendi kendimize verdiğimiz emeğin de yeri var. İnternette sürekli her şeyle alakalı bir şeyler önümüze geliyor, o an okumayınca bir daha geri dönüp bakmak da zor oluyor çoğu zaman. Makale bu bilgi bombardımanının yarattığı bunaltıcı histen kurtulmanın bir yolunun, kendimizce merak ettiğimiz ya da eksik olduğumuzu düşündüğümüz konuları derlemek ve bu konulardan her seferinde birini seçip derinlemesine araştırmak olduğunu söylüyor. Araştırdığımız sırada öğrendiklerimizin bizim için niye önemli olduğunu, kendi yaşamımızda uygulamak için nasıl pratiklere ihtiyacımızın olduğunu sorgularsak daha kalıcı bir öğrenme serüveni yaşayabileceğimizden bahsediyor. Bu bülteni de ekip olarak sizin de katkılarınızla bu pratiği geliştirmemize yardımcı olacak bir araç gibi düşünüyoruz. Aklınızda yer eden, araştırmak ve öğrenmek istediğiniz konuları ya da içerikleri bizimle LinkedIn üzerinden (Burcu ve Eran) paylaşırsanız, bu öğrenmeleri hepimiz için kalıcı hale getirebiliriz.

İyi internetler,
Burcu

Bu sayı için seçtiğimiz kaynaklar

1) Martellus Bennett shares awesome story on Patriots QB Tom Brady’s coachability – Okuyun

Son 4-5 senedir Amerikan futbolunu çok yakından takip ediyorum. Her maçın özetini izler, playoffları takip eder ve zaman içerisinde takımları, oyuncuları tanır oldum. Bilenler bilir, Amerikan Futbol Liginin (NFL) belki de en meşhur oyuncusu Tom Brady’dir. Uzun seneler New England Patriots takımının quarterback’i (QB) olarak oynamış, bugüne kadar 6 “lig şampiyonluğu” ile en fazla Super Bowl kazanan oyuncu.

Peki Tom Brady’i Tom Brady yapan ne? Geri bildirime ve kendini geliştirmeye açıklığı.

Dünyanın en iyi QB’si de olsan, en fazla şampiyonluk kazananı da olsan her zaman kendini geliştirebileceğin bir alan vardır. Tom abimizden bunu öğreniyoruz ve egomuzu törpülüyoruz. Çünkü Tom Brady’nin bile oynadığı spor konusunda öğreneceği şey varsa, bizim de vardır. – Eran


2) How to Apply Crocker’s Law for Feedback and Growth – Okuyun

İnsan olmasak aslında geri bildirimi almak çok kolay. Makine öğrenmesi dediğimiz şey aslında modelin içerisine sonuçla alakalı geri bildirim vererek modelin daha iyi sonuçlar vermesini sağlamak değil midir? Biz işin içine duygu ve taraflı yorumlama kattığımız için aslında iş zorlaşıyor. Makalenin yazarı neden böyle olduğunu ve bu bakış açımızı nasıl değiştirebileceğimizi anlatıyor. – Eran


3) The secret to giving great feedback by LeeAnn Renninger – İzleyin

Videoda etkili geri bildirim vermenin anatomisini çok net bir şekilde anlatmışlar. “Praise sandwich” metodu gibi basit bir benzetme ile değil, gerçekten etkili geri bildirim verenler nasıl yapıyor diye incelemişler. Herkesin uygulayabileceği bir model oluşturmuşlar. Videonun ilk başında bahsettiği geri bildirim almaya açık olma modunu hem kendimde hem de başkalarında gördüm. Gerçekten de geri bildirimin etkili olması için, alacak kişinin reseptörlerinin açık olması gerekiyor. Önerdikleri yöntemin işe yaradığını, en azından geri bildirimin yerine ulaşmasını sağladığını söyleyebilirim. – Eran


4) Guide: Understand team effectiveness by Google – Okuyun

Google, şirket içerisinde bir araştırma yaparak “başarılı” takım formülünü bulmaya çalışmış. Bulgular gerçekten de çok enteresan. Formülde hangi parametrelerin önemli olduğunun yanı sıra hangilerinin önemli olmadığını da paylaşmışlar. Hepsini uygulayabilmek çok kolay bir şey değil. 5te 5 yapamasanız da 2-3 tanesini gerçekten iyi seviyeye getirseniz bile çok büyük bir adım olur. – Eran


5) The psychology behind better workplace feedback (15 surprising facts) – Okuyun

Geri bildirim vermenin mevcuttaki en maliyet-etkin (cost-effective) performans yönetimi aracı olduğunu okuduğumda derin bir aydınlanma yaşadım. Gerçekten geri bildirim vermeyi öğrenmek için internette çok fazla kaynak var, dolayısıyla ucuz, ve buna rağmen çalışanların %65’i daha fazla geri bildirim istiyor. Belli ki geri bildirim konusunda herkes için alınacak çok yol var. Makalenin yazarı da buradan yola çıkıp psikoloji alanındaki veri destekli ve ucu geri bildirime dokunan araştırmaları derince incelemiş ve kaynakları da paylaşarak kısaca özetlemiş. Psikoloji ve ürün yönetimini birbirine çok yakıştırıyorum, bu da çok iyi içgörüler çıkardığım güzel bir içerik oldu benim için. – Burcu


6) What Is Radical Candor? – Okuyun

Matter, birkaç yıl önce Product Hunt’ta görüp “vay, güzel fikir” diye heveslendiğim, ücretsiz bir geri bildirim alma/verme platformu. Hal böyle olunca bloglarında keyifle okunası sosyal becerileri sıkça konuşuyorlar. Bu yazı serisinde geri bildirim verirken radikal bir şekilde içten (ing. radical candor, candan gibi, Matter’ın kendisi de candor kavramını şöyle açıklamış) olmanın ne kadar önemli olduğunu, tersi hareket edilirse nasıl da o kadar emeğin pek bir işe yaramayacağını anlatmışlar. Bu radikal içtenliğin düşmanı olan “söyleyecek iyi bir şeyin yoksa söyleme” yaklaşımını bitirmek için kaba olmak ve radikal bir şekilde içten olmak arasındaki farkları konuşmuşlar. Hayatımdaki radikal içten insanları ve sayelerinde attığım adımları düşündürüp gülümseten, ufuk açıcı bir bakış açısı edindim. – Burcu


Bonus: Bizden

7) Serkan Baydın ile dokümantasyon ve ürün yönetimi – Dinleyin

Zalando’da Principal PM olarak çalışan Serkan Baydın ile ürün geliştirmede dokümantasyonun önemini, belli bir ölçeğe ulaşan şirketlerde yazılı iletişimin faydalarını, working backwards, silent meeting gibi Amazon’un kullandığı ürün geliştirme yöntemlerini konuştuk.


Bu sayılık bu kadar!

Bizi seveceğini düşündüğünüz birileri varsa, aşağıdaki butonu kullanarak haberdar edebilirsiniz:

Share Üretim Bandı Bülten

Uzun bir süre, ürün geliştirmenin “doğru” yöntemi olduğuna inandım ve hep o’nu aradım. Yazılı, sesli, görüntülü kaynakları tükettim. Türkiye ve yurt dışında çalışan sektörden kişilerle konuştum, sorular sordum, onları dinledim. Hep “o” yöntemi aradım. Bunun bir playbook’u olması lazımdı. Bir fikri bu playbook’u kullanarak başarılı bir ürüne veya şirkete dönüştürebiliyor olmalıyız diye düşündüm ve hep arayışta kaldım.

Zaman içerisinde o “doğru”nun aslında sandığımdan ne kadar daha öznel olduğunu, birden fazla doğru olduğunu gördüm. Aslında bu işi en iyi yapan firmalardan, kişilerden çok da farklı olmadığımızı, sadece aynı yolculuğun farklı bir durağında olduğumuzu gördüm. Burada önemli olan yolculuğu devam ettirmekti. Her durakta yeni bir öğrenimle yola devam etmekti.

Finans sektöründe kullanılan compound interest (bileşik faiz) sadece faiz ve anapara ilişkisine değil bilgiye de uyarlanabilir. Warren Buffett kendisine nasıl başarılı bir yatırımcı olunur diye soran bir öğrenciye “Günde 500 sayfa oku. Bilgi bu şekilde çalışır. Bileşik faiz gibi artar. Hepiniz yapabilirsiniz, ama çoğunuzun bunu yapmayacağını garanti ediyorum.” demiş. Ne kadar öğrenmeye açık olursak ve bu öğrenme yolculuğunu istikrarlı bir şekilde ne kadar uzun tutarsak o kadar kendi “doğrumuza” ulaşma şansımızı üssel olarak arttırabiliriz.

Bu bültenin amacı, podcast’lerde de olduğu gibi, en iyi ürün geliştirme yöntemlerini, kültürlerini, süreçlerini, taktiklerini, “doğru” yöntemleri keşfetmek ve bunları paylaşmak. Her ay, farklı bir tema üzerine kaynakları derleyip sizlere sunacağız. Bu ayın teması, bulunduğumuz döneme uygun – “Kriz ve belirsizlik anında ürün geliştirmek”. Bu ve bundan sonraki bültenleri Burcu Gürel sizler için derleyecek. Faydalı bulduğunuz, öğrenme yolculuğunuzda size katkı sağlayan yazılı, sesli, görüntülü kaynakları lütfen bizimle paylaşın. Ekosistemimizin bilgi ağacını gelin beraber büyütelim.

Bültendeki makalelere geçmeden evvel kısa bir duyurumuz olacak. Ülkemizde de gittikçe daha çok ilgi çeken bir alan olan ürün yönetiminin durumunu mevcut ürün yöneticilerinden dinlemek adına Üretim Bandı & Countly işbirliğinde Ürün Yönetimi Anketi düzenliyoruz. Eğer ürün yönetimi alanındaysanız lütfen anketi buradan doldurunuz.

Bu sayı için seçtiğimiz kaynaklar

Yönetim

1) Dive In – Okuyun

In my experience, the way you end up doing good in the world has very little to do with how good your initial plan was. Most of your outcome will depend on luck, timing, and your ability to actually get out of your own way and start somewhere. The way to end up with a good plan is not to start with a good plan, it’s to start with some plan, and then slam that plan against reality until reality hands you a better plan.

It’s important to possess a minimal level of ability to update in the face of evidence, and to actually change your mind. But by far the most important thing is to just dive in.

Machine Intelligence Research Institute yöneticisi Nate Soares bize en büyük etkiyi yaratabilmek için en doğru planı bulmak için uğraşmayıp, kötü de olsa net bir plan ile başlayıp yolda geri bildirimlerle planımızı değiştirmemizi söylüyor. Covid-19 ve bağlantılı ekonomik krizin etkin olacağı önümüzdeki günlerde üzerinde çalıştığımız ürünleri geliştirmek için de Soares’in bahsettiği yöntem en sağlıklı yöntem olacaktır. 

2) OODA LOOP: What You Can Learn from Fighter Pilots About Making Fast and Accurate Decisions – Okuyun

Reflecting Robert Greene’s maxim that everything is material, Boyd spent his career observing people and organizations. How do they adapt to changeable environments in conflicts, business, and other situations? Over time, he deduced that these situations are characterized by uncertainty. Dogmatic, rigid theories are unsuitable for chaotic situations. Rather than trying to rise through the military ranks, Boyd focused on using his position as a colonel to compose a theory of the universal logic of war.

Amerikan ordusunda savaş pilotu olarak yıllarca savaşan John Boyd‘un geliştirdiği OODA metodu ile her türlü kompleks ve belirsizlik dolu durumun üstesinden gelin. Anlaması kolay, uygulaması zor olan bu yöntemi aklınızın bir kenarında tutup günlük hayatınızda denemeye çalışırsanız uzun vadede faydasını göreceksiniz. 


Mühendislik

3) Incidents, fixes, and the day after – Okuyun

Basically, we behave like a bunch of rock ants (in times where there is an incident). When the colony senses danger, the colony rearranges into a tight formation that is ready to defend the nest. In the same way, we encourage everybody to escalate a problem. If you are not sure whether the problem is under control, we assemble a rapid response group: the firefighters.

Booking’in engineering ekibi incident handling için diğer şirketler ne yapıyor araştırıp kendi prensiplerini oluşturmuş: Incident anında ekibi ve çözüme ulaşmak için yapılacakları yöneten kişi (Incident Leader) ile süreçle alakalı stakeholder’ları bilgilendiren kişiler (Comms) farklı ve bu sayede çözüm ekibinin tek odağı problemi çözmek oluyor. Incident Leader çözüm sürecinde en küçük işi bile ekibe delege ediyor, bu sayede süreci takip etmeye odaklanabiliyor.


Tasarım

4) UX research during crisis: understanding rapidly evolving user needs to inform the responsive design – Okuyun

As much as your current understanding of your users is likely out of context, this will continue to be the case as long as this crisis is still rapidly evolving. You should put a system in place to carry out rapid user needs assessments at a frequency aligned to the volatility and complexity of the crisis. For example, while the crisis, response, and cascading effects are still highly dynamic, you may want to do a weekly rapid user needs assessment to ensure you are staying aware of the impacts it is having on current and potential users and how you can implement the rapid iterative design to mitigate and address them.

Belirsizlik içeren zamanlarda oluşan yeni beklenti ve ihtiyaçlara üründe doğru şekilde karşılık verebilmek için iki ana kolda planlama yapılmalı:

1. Kriz sırasında oluşan gerçek zamanlı ihtiyaçları, mevcut ve potansiyel kullanıcıların beklentilerini anlamak üzere düzenli analiz etmek.

2. Kullanıcıların kriz sebebiyle deneyimleme ihtimali olan potansiyel problemleri bulmak, üzerine çalışmak ve ürünle olan ilişkisi üzerine kafa yormak, bu problemlerin gerçekleşme ihtimallerini ve gerçekleştiğine dair emin olunacak tetikleri belirlemek.


Bonus: Derleme

5) DRF Resource Guide: Running a Startup in Uncertain Times – Okuyun

Over the past few weeks, we’ve worked to provide founders with resources to help them plan for and operate effectively in an uncertain economy. Below, we’ve put together a list of resources from top venture capitalists (VCs) and operators that have built and sustained startups during periods of great economic uncertainty.

Bonus: Bizden

6) Paraşüt Uzaktan Çalışma Modeline Nasıl Geçiş Yaptı? – Dinleyin

COVID-19 sebebiyle çoğu yazılım firması gibi Paraşüt de uzaktan çalışma modeline ilk günlerde geçiş yaptı. Paraşüt ekibinden Ender Ahmet Yurt, Alper Ersoy ve Emre Atmaca ile bu süreci nasıl yaşadıklarını, ne gibi artıları eksileri olduğunu konuştuk.


Bu sayılık bu kadar!

Eğer bültenimize daha abone olmadıysanız, sizi şöyle alalım…

Subscribe now

Bizi seveceğini düşündüğünüz birileri varsa, aşağıdaki butonu kullanarak haberdar edebilirsiniz:

Share Üretim Bandı Bülten